Güncelleme tarihi: 6 Eki 2021


“Şuradan alır mısınız?”


Restoranda, markette, küçük bir plastik kartı uzattığın bu sahne tanıdık mı?


Acaba kartı uzatmak yerine, cebinden banknotlar çıkarıp, bir güzel sayarak, nakit ödeme yapacağını bilsen, aynı miktarda harcama yapar mıydın?


Bu harika teknolojik kolaylığın, daha fazla harcamaya neden olabileceği, bilimsel olarak kanıtlanmış.


Yapılan araştırmalardan birinde, deneklere, sayfalarında ürün resimleri olan bir satış kataloğu verilmiş ve her ürün resminin altındaki boş alana, o ürünü almak için ne kadar para vereceklerini yazmaları istenmiş.


Başka bir denek grubuna da aynı katalog verilmiş - tek bir farkla: Ürün resimlerinin altında küçük bir MasterCard logosu varmış.


MasterCard logosunu gören denekler, aynı ürünlere neredeyse iki kat daha yüksek tutarlar yazmışlar. Yani, sadece, “kartla ödeyebileceklerini” düşünmeleri bile, aynı ürüne daha yüksek bir fiyat biçmelerine neden olmuş.


Kredi kartı ile ödeyebileceğini bilmen, daha yüksek fiyatları kabullenmene, dolayısıyla daha fazla para harcamana neden oluyor.


Nakit öderken, fiziksel olarak taşıdığın bir şeyin azalıyor olması, daha tutumlu olmanı sağlayabiliyor.


Çünkü duyularımızla çokluğunu hissettiğimiz (elimizde tuttuğumuz kağıt para gibi) şeylerin azalmasına verdiğimiz duygusal tepki, günler sonra büyük olasılıkla elimiz bile değmeden yapacağımız ödemede deneyimleyeceğimiz azalma hissinden çok daha yoğun.


(Merak edenler için, konunun anlatıldığı kitabın adı: “Boşa Gitmesin”

Yazarı: Rockford Üniversitesi’nde Finans Öğretim Görevlisi Orhan Erdem)


Peki, hem kredi kartlarının kolaylığından faydalanmak, hem de bu duygusal tuzağa düşmemek nasıl mümkün olabilir?




26 görüntüleme4 yorum

Güncelleme tarihi: 6 Eki 2021



Odağını kıtlıkta tutmanın, aptallaştırıcı bir etkisi var...


Yakın zamanda okuduğum bir kitapta, "kıtlık bilinci nedir?", "bolluk bilinci nedir?" gibi konular, oldukça detaylı işlenerek, kıtlık üzerine yapılan araştırmalar anlatılmış.


Bir şeylerin “kıt” olduğunu düşünmek, gündelik hayatta “akıllı olma” diye tanımlayabileceğimiz durumu farklı boyutlarda olumsuz etkiliyor. (Başka bir deyişle, odağı kıtlıkta tutunca kafamız çalışmıyor.)


Kıtlık odağı, veya, kıtlık bilinci, beynimiz dahil bir çok organımızı olumsuz etkiliyor. Beynimize olan etkilerinin gözlemlendiği alanlardan biri, akışkan zeka (ya da IQ) dediğimiz "zeki olma" durumu.


Bu durumu araştırmak için, bolluk bilincinde olan (yani yokluk çekmeyen, varlıklı ve kendini finansal açıdan güvende hisseden) denekler, kontrollü bir ortamda, bir gece boyunca uyutulmuyor ve ertesi sabah, IQ ölçümü için zeka testine (Raven's Test) alınıyorlar.


Gece uyumadan sonraki güne devam edenler bilirler, mesela bebeğiniz veya hastanız varsa, uykusuz geçen bir gecenin ertesi gününde zekamızı kullanmak çok daha zordur.


Bu denekler beklendiği gibi, normalde elde ettiklerinden daha düşük IQ puanları elde ediyorlar.


Sonrasında, para problemi yaşayan ve mülakatlarda "Yok", "Yetişmeyecek", "Paramız bitti" gibi düşüncelere odaklandığı (yani kıtlık bilincinde oldukları) tespit edilen denekler, sağlıklı uyudukları bir geceyi takip eden sabah aynı zeka testine giriyorlar.


Sonuç çarpıcı, zira, ikinci grup, yani kıtlık bilincindeki deneklerin IQ puanları, birinci grup, yani bolluk bilincinde ama uykusuz olan deneklerin puanlarından bile düşük.


Bolluk bilinci alanından uzak olmanın olumsuz etkilediği bir diğer beyin fonksiyonumuz ise, öz disiplin - ya da irademiz.


Deneklere kendilerinden kan alınacağı ve aç gelmeleri gerektiği söyleniyor. Gelen denekler, yiyeceklerle dolu bir odada, gerçek testin bu olduğundan habersiz bir şekilde bekletiliyorlar. Dayanamayıp odadaki yiyecekleri yemeye başlayanların çoğunluğu, kıtlık bilincinde olduğu önceden tespit edilmiş olanlar. Bolluk bilincindeki denekler kendilerine hakim olmakta daha başarılılar.


Özetle, kıtlık bilinci, aptal edici bir etkiye sahip. İnsanlar, bu nedenle borçlarını kapatamıyor, borç batağında daha derinlere iniyor, ve yine bu nedenle ellerine geçen parayı tutamıyor veya çoğaltamıyorlar.


Bolluk bilinci alanında ise, tam tersi söz konusu.


Düşünceler berraklaşıyor, daha çok olasılık fark edilmeye başlanıyor. Karşımıza çıkan fırsatları daha kolay değerlendiriyoruz. Tepkisel davranmak, savunmada kalmak yerine, yaratıcı ve girişken oluyoruz.


İlginç bir şekilde, bolluk bilinci alanında olmak, elimizdeki paranın miktarı ile değil, paraya karşı hissettiklerimizle ilgili. Paranın bitmesinden korkmak, paramızın yetmediği endişesini taşımak, daha çok para kazanmak için yetersiz olduğumuzu hissetmek, elimizdeki parayı başkalarına vermezsek sevilmeyeceğimizi hissetmek gibi...


Yani bolluk bilinci alanına geçmek, kıtlığını çektiğimiz şeyle (para, sevgi, sağlık gibi) ilgili duygularımızı fark etmekle mümkün. Bolluk, bu farkındalıklar sonrası yaptığımız yeni seçimlerle kendiliğinden geliyor.


(Merak edenler için, kitabın adı: “Scarcity: Why Having Too Little Means So Much”

Yazarları: Princeton Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü Eldar Shafir ve Harvard Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü Sendhil Mullainathan)


Kıtlığını çektiğiniz alandaki (mesela para ile ilgili) duygularınızı, bu bakış açısı ile fark etmeyi deneseniz, nasıl olurdu?


34 görüntüleme4 yorum

Güncelleme tarihi: 13 Oca 2020



Dönüşüm Koçluğu 3 adımdan oluşuyor:


İlk adım: HEDEF

Hedef aşamasında, mevcut durumunu ve olmak istediğin durumunu tanımlıyoruz.

Örneğin,

"Şu anda ayda ortalama 4000 TL kazanıyorum ve bu ortalamayı en geç 1 yıl içinde en az %25 artırarak 5000 TL ve üzeri yapmak istiyorum."

ya da

"Şu anda partnerimle ilişkimde sevilmediğimi hissediyorum ve bu ilişkimin en geç 3 ay içerisinde karşılıklı sevgi ve tatmin hissettiğim bir ilişki haline dönüşmesini istiyorum."

ya da

"Şu andaki vücudumun halinden hiç memnun değilim, en geç 6 ay içinde vücudumun sağlığının, formdalığının ve zindeliğinin beni iyi hissetirecek bir noktaya gelmesini istiyorum."

gibi...


Bu adımda aynı zamanda mevcut enerji seviyenin ne durumda olduğunu belirliyoruz.

"Hedef nasıl konulur?", "Hedefi detaylandırmak ve cazip hale getirmek için hangi teknikler uygulanır?" gibi çalışmaları bu adımda gerçekleştiriyoruz.


Ayrıca; enerji, anda kalma (mindfullness), zaman ve quantum fiziği, meditasyonun sinir sistemimiz ve vücudumuza etkisi, “kaç yada dövüş” ve “dinlen ve sindir” gibi temel gelişim kavramlarını bu aşamada çalışıyoruz.


Sonraki adımdaki döngüde ihtiyaç duyacağın enerjiyi yükseltmenin yollarını birlikte deneyimliyoruz.


Bu adımın sonunda hedefin NET oluyor ve ona ulaşmak için duyduğun arzunun farkında oluyorsun.


İkinci adım: KEŞİF ve DÖNÜŞÜM

İlk adımda netleştirdiğin ve olması için derin bir arzu duyduğuna emin olduğun hedefin ile bu adıma başlıyoruz.


Bu adım, "Şu An"ında neden bulunduğunu ve hedefinin gerçekleşmemesinin önüne kendi kendine ne engeller koyduğunu fark etmeni sağlayan KEŞİF

ve bu farkındalık sonrası yeni seçimini yapmana destek olan DÖNÜŞÜM

döngüsünden oluşuyor.


KEŞİF için, mevcut onlarca teknikten sana en kolay gelenleri ve en hızlı ilerleyebileceklerini birlikte belirliyoruz. Bu teknikleri uygularken zorlandığın noktaları, hem kendi yolculuğumdaki deneyimlerle, hem de bilinen alternatif tekniklerle aşman için sana destek oluyorum.


Keşfettiğin şeyler, hedeflediğin şeyleri neden oldurmadığına dair aldığın kararlar oluyor ve bu kararları genellikle 6-7 yaşına kadar yaşadığın bir anıda almış oluyorsun. (Bu kısım sürprizlerle dolu :) )


Mesela bir danışanımdan para ile ilgili dinlediğim bir karar şu şekilde:

“Çok para kazanmak istiyorum ancak fark ettim ki, o kadar para helal yoldan kazanılmaz, çünkü 4 yaşındayken annem babamla konuşurken duydum: Komşumuz çok zenginmiş ama bunu yolsuzluk yaparak sağlamış. Zenginlik varsa yolsuzluk vardır, ben ahlaklı bir insan olmayı seçiyorum, bu yüzden parayı istemiyorum...”


İlişkilere dair başka bir örnek:

“Sevgi dolu bir ilişkim olsun istiyorum ancak fark ettim ki sevilmeyi hak etmem gerekiyor, çünkü 3 yaşındayken annemin ablamı derslerinde başarılı olursa sevdiğini gözlemledim, sevilebilmek için çok başarılı olmam lazım...”


Sağlık ve bedenle ilişkiye örnek:

“Doymama rağmen sürekli bir şeyler yiyorum çünkü fark ettim ki, annem, ben küçükken, iştahsız olan kardeşim bir şeyler yediğinde onu daha fazla seviyordu, ben de daha çok yiyerek daha çok sevilmek istedim…”


Okuyunca çok garip gelebilir, ancak hepimizin, hayatımızın ilk yıllarında aldığımız benzer kararlar var.


Bu kararlarını fark ettikten sonra, döngüde keşif ten, dönüşüm e geçmek için, hedefinin önünde engel oluşturduğun her kararının yeni halini birlikte belirliyoruz.


DÖNÜŞÜM

Yeni kararlarımız, örneğin:

  • “Ahlak değerlerine uyarak da çok para kazanabilirim.”

  • “Sevilmeyi sadece kendim olduğum için hak ediyorum, başarı ve sevilme arasında kurduğum ilişkiyi değiştiriyorum.”

  • “Sevilmek için kendim olmam yeterli, sevilme ve yeme ilişkisinden şu anda vazgeçiyorum…”


Yeni kararlarımızı belirlemek, zihnimizin otomatik pilotta yıllardır sürdürdüğü yolculuğu değiştirdiğinden, yeni kararlarımızı uygulama sürecinde, bu otomatik pilot tarafından sıklıkla durdurulup eski kararlarımızın yoluna yönlendiriliyoruz.


Dönüşüm aşamasında, yeni kararlarına ait olma ve bu yolda kararlılıkla devam etmeni kolaylaştıran teknik ve egzersizleri birlikte deneyimliyoruz.


Bu aşamada, zihninin eski kararına dönmek için neler yaptığını fark etmende ve senin üst benliğinle buna nasıl bir cevap verebileceğini belirlemende birlikte çalışıyoruz.


Enerjinin yüksek olması bu süreci hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor, bu yüzden 1. adımdaki enerji yükseltme yollarının içselleştirilmiş olması zihninin bu adımda gösterdiği dirençlere hazırlıklı olman için çok önemli.


Zihnin bu aşamada direnç gösterecek, örneğin:

“Zenginlik ancak yolsuzlukla olur diye bir karar almışım, ancak bunun aksine inanabilmem için bir örnek bulamıyorum, aklıma gelen bütün zenginler bir yerde yolsuzluk yapmışlar...”

Ya da

“Sevilmem için başarılı olmam lazım, şu anda bütün arkadaşlarım terfi etti ama ben hala 4 yıl önceki pozisyonumdayım. Hayatımda başarılı olduğum bir hikaye bulamıyorum...”

Ya da

“Annem beni sevsin diye yediğimin farkındayım, ancak yemeğe başladığımda kendimi durduramıyorum.”

gibi...


Yolsuzluk yapmadan zengin olan örnek birini bulma, başarı tanımını tekrar oluşturma, yemekle olan ilişkinde sevgi bağımlılığından ayrışma gibi çalışmaları bu aşamada yapıyoruz.


Son Adım: DENEYİM ve KEYİF:

Bu adım, hedefini gerçekleştirmenin farkındalığı ve kutlamasından oluşuyor. Dönüştürüğün kararının sonucunda oluşmuş yeni versiyonunun keyfini çıkarıyorsun.


Yukarıdaki örneklerden gidersek,

  • Ahlak ve zenginlikle kurduğun ilişkiyi dönüştürdüğün için hem ahlaklı hem de zengin olmayı deneyimlemeye başlıyorsun.

  • Başarı ve sevgi ile kurduğun ilişkiyi dönüştürdüğünden, başarı hissinden bağımsız olarak sevildiğini hissediyorsun, üstelik en önemlisi kendin tarafından...

  • Yemek ve sevgi ile kurduğun ilişkiyi dönüştürdüğünden, sevilmeyi deneyimlerken kendiliğinden fazla yemeyi bıraktığını fark ediyorsun, daha sağlıklı, daha zinde ve güçlü hissetmeye başlıyorsun...


Ve son olarak, bu sistemin nasıl çalıştığını artık keşfettiğin için, arzuladığın yeni bir versiyonuna dönüşmek üzere, başa dönüp yeni bir hedef koyuyorsun. Üstelik, dönüşmüş versiyonunun keyfini sürerken yükselen enerjinle yeni hedefine ulaşman kolaylaştığından, bu sefer daha büyük bir hedefe daha hızlı dönüşebiliyorsun...

63 görüntüleme0 yorum
1
2