Neden Borçlarımızı Kapatamıyoruz - Kıtlık Aptallığı

Güncelleme tarihi: Eki 6



Odağını kıtlıkta tutmanın, aptallaştırıcı bir etkisi var...


Yakın zamanda okuduğum bir kitapta, "kıtlık bilinci nedir?", "bolluk bilinci nedir?" gibi konular, oldukça detaylı işlenerek, kıtlık üzerine yapılan araştırmalar anlatılmış.


Bir şeylerin “kıt” olduğunu düşünmek, gündelik hayatta “akıllı olma” diye tanımlayabileceğimiz durumu farklı boyutlarda olumsuz etkiliyor. (Başka bir deyişle, odağı kıtlıkta tutunca kafamız çalışmıyor.)


Kıtlık odağı, veya, kıtlık bilinci, beynimiz dahil bir çok organımızı olumsuz etkiliyor. Beynimize olan etkilerinin gözlemlendiği alanlardan biri, akışkan zeka (ya da IQ) dediğimiz "zeki olma" durumu.


Bu durumu araştırmak için, bolluk bilincinde olan (yani yokluk çekmeyen, varlıklı ve kendini finansal açıdan güvende hisseden) denekler, kontrollü bir ortamda, bir gece boyunca uyutulmuyor ve ertesi sabah, IQ ölçümü için zeka testine (Raven's Test) alınıyorlar.


Gece uyumadan sonraki güne devam edenler bilirler, mesela bebeğiniz veya hastanız varsa, uykusuz geçen bir gecenin ertesi gününde zekamızı kullanmak çok daha zordur.


Bu denekler beklendiği gibi, normalde elde ettiklerinden daha düşük IQ puanları elde ediyorlar.


Sonrasında, para problemi yaşayan ve mülakatlarda "Yok", "Yetişmeyecek", "Paramız bitti" gibi düşüncelere odaklandığı (yani kıtlık bilincinde oldukları) tespit edilen denekler, sağlıklı uyudukları bir geceyi takip eden sabah aynı zeka testine giriyorlar.


Sonuç çarpıcı, zira, ikinci grup, yani kıtlık bilincindeki deneklerin IQ puanları, birinci grup, yani bolluk bilincinde ama uykusuz olan deneklerin puanlarından bile düşük.


Bolluk bilinci alanından uzak olmanın olumsuz etkilediği bir diğer beyin fonksiyonumuz ise, öz disiplin - ya da irademiz.


Deneklere kendilerinden kan alınacağı ve aç gelmeleri gerektiği söyleniyor. Gelen denekler, yiyeceklerle dolu bir odada, gerçek testin bu olduğundan habersiz bir şekilde bekletiliyorlar. Dayanamayıp odadaki yiyecekleri yemeye başlayanların çoğunluğu, kıtlık bilincinde olduğu önceden tespit edilmiş olanlar. Bolluk bilincindeki denekler kendilerine hakim olmakta daha başarılılar.


Özetle, kıtlık bilinci, aptal edici bir etkiye sahip. İnsanlar, bu nedenle borçlarını kapatamıyor, borç batağında daha derinlere iniyor, ve yine bu nedenle ellerine geçen parayı tutamıyor veya çoğaltamıyorlar.


Bolluk bilinci alanında ise, tam tersi söz konusu.


Düşünceler berraklaşıyor, daha çok olasılık fark edilmeye başlanıyor. Karşımıza çıkan fırsatları daha kolay değerlendiriyoruz. Tepkisel davranmak, savunmada kalmak yerine, yaratıcı ve girişken oluyoruz.


İlginç bir şekilde, bolluk bilinci alanında olmak, elimizdeki paranın miktarı ile değil, paraya karşı hissettiklerimizle ilgili. Paranın bitmesinden korkmak, paramızın yetmediği endişesini taşımak, daha çok para kazanmak için yetersiz olduğumuzu hissetmek, elimizdeki parayı başkalarına vermezsek sevilmeyeceğimizi hissetmek gibi...


Yani bolluk bilinci alanına geçmek, kıtlığını çektiğimiz şeyle (para, sevgi, sağlık gibi) ilgili duygularımızı fark etmekle mümkün. Bolluk, bu farkındalıklar sonrası yaptığımız yeni seçimlerle kendiliğinden geliyor.


(Merak edenler için, kitabın adı: “Scarcity: Why Having Too Little Means So Much”

Yazarları: Princeton Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü Eldar Shafir ve Harvard Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü Sendhil Mullainathan)


Kıtlığını çektiğiniz alandaki (mesela para ile ilgili) duygularınızı, bu bakış açısı ile fark etmeyi deneseniz, nasıl olurdu?


29 görüntüleme4 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör